11 Eylül 2013 Çarşamba

Geç Konuşan Çocuklar İçin Anne-Babalara Ödevler

Mete, henüz bir kaç kelime söyleyebiliyor. Bende 2 yaşını geçmiş ve hala tam olarak konuşamayan çocukların anneleri gibi endişe duymaya başladım. Mete'ye konuşmasını nasıl öğretebilirim diye araştırma yapıyorum ve yazılar okumaya çalışıyorum. Bu araştırmam sayesinde aşağıdaki yazıyı buldum. Bu tür sorun yaşamış bir annenin kendi deneyimlerinden yola çıkarak yazdığı bir yazı. Ben bugünden itibaren daha da sabırlı bir şekilde Mete'ye yardımcı olmaya çalışacağım. İlerleyen zamanda kendi deneyimim hakkında bilgi vereceğim.

Çocuğum  Hala  Konuşmuyor.   Ne  Yapmalıyım?

1. BÜŞRA HANIM SİZE COK TEŞEKKÜR EDERİM YALNIZ SİZE Bİ SORUM DAHA OLUCAK OGLUM 3 YAŞINA GİRİCEK 10 GÜN SONRA AMA HALADAHA TAM ANLAMIYLA CÜMLE KURMUYO KAYINVALİDEM DEVAMLI BU COCUK KONUŞAMIYO DİYOR BUDA BENİ COK ÜZÜYOR ACABA DOKTORA GÖTÜRMELİMİYİM ANNE BABA DİYOR AMA NE YAPMALIYIM ACABA

2. BÜŞRA HANIM SİTENİZİ YENİ KEŞFETTİM.YAZILARINIZ VE PAYLAŞIMINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜRLER YALNIZ BENİMDE BİR SORUM OLACAK OĞLUM 2YAŞINDA FAKAT HALA KONUSMUYOR HERSEYİ VÜCUT DİLİYLE ANLATIYOR DOKTORO GÖTÜRDÜM FAKAT ERKEK ÇOCUKLARI GENELDE GEÇ KONUSURLAR AMA 4 YASINA KADAR MUTLAKA DÜZELİR DEDİ ÇOK ÜZÜLÜYORUM NE YAPMALIYIM

Çocuğum hala konuşmuyor diyen annelerin hislerini ve sıkıntılarını çok iyi anlıyorum. Benim oğlum da geç konuştu ve çocuğun derdini anlatamamasının sıkıntısını ailecek çok çektik. 1,5 yaşında kelime söylemeye başlamıştı ama sonra bıraktı (bırakmasında sanırım o dönemde bilgisayarda çok çizgi film izlemesinin de etkisi var).  Ve 3 yaşına kadar anne, baba gibi 5-10 kelime dışında doğru düzgün bir şey söylemedi. 3 yaşında konuşmaya adım attı, şu an 4 yaşında olmasına 2 ay kaldı, bu arada çok yol aldı. 1-2 aydır her şeyiyle düzgün konuşmaya başladı.

Kız çocuklarında neredeyse hiç görülmeyen, erkek çocuklarında ise çoklukla görülen bir durum geç konuşma. Doktorlar çoğunlukla 4- 4,5 yaşına kadar bekleyin konuşur diyorlar.

Konuşamayan çocuk derdini anlatamadığı için hırçınlık mızmızlık yapar, anne babalar hem çocuğun yaramazlığına kızar hem de derdini anlatamamasına sinir olur. İnsan bir yandan niye kızıyorum ki çocuğa zaten konuşamıyor diye kahrolur diğer yandan o yaşa gelip derdini anlatamayan çocukla uğraşmak hiç kolay değildir, ister istemez agresif olur ana baba. 
Ama, neticede yetişkiniz ve ne kadar bunalsak da olayları değerlendirebilir, çözüm arayabiliriz, düşünebiliriz. Ama çocuğun bu şansı da yoktur, sadece duyguları vardır. Ona kızdığınızda sadece hissettiklerini yaşar, ve bu hisleri tüm dünyasını kaplar. Ne düşüneceğini bilemez, sadece duyguları yaşar. Korkar veya acı çeker.
Çocuğa bu dönemde mümkün olduğu kadar şefkat, ilgi anlayış göstermeye çalışmak gerekir.

Anne baba çok bunalmasına rağmen sıkıntısını başka bir şekilde boşaltmanın yollarını aramalıdır. Çocuk zaten ne olduğunu bile anlayamadığı bir bunalım yaşar konuşamadığı için, çocuğa kızarak masum yüreğini ve zihnini iyice karanlığa sürüklememelidir. Zaten çocuğa kızmak çocuğun konuşmasını daha da geciktirir. Halbuki çocuğun konuşması için mutlu olması gerekir.

Evet, aklınızda tutmanız gereken en önemli şey şu ki, çocuğun konuşması için mutlu olması gerekir.. Konuşmayı ve anlatmayı isteyeceği çok sevdiği şeyler yapıp, ardından da yaptığı şeyi kelimelerle ifade etmek İSTEMESİ gerekiyor. Bunu desteklemeye çalışın.

Benim oğlum arabaları çok sever ve ona "araba durdu, araba gitti" ikilisini sürekli onlarca kez coşkuyla söyleyerek konuşmasına vesile olmuştuk. Arabayı çok sevdiği için arabanın durması ve gitmesi onun için çok önemliydi, bunu ifade etmek istedi ve böylelikle konuşmaya başladı.
Aşağıya çocuğunuzun konuşmasını hızlandırmak için yapabileceğiniz aklımagelen alıştırmaları yazıyorum:

1- Etrafınızdaki nesnelerin isimlerini sürekli tekrar edin, bak kitap, bak ışık gibi. Ya da "bu ne" diye sorarak da tekrar edebilirsiniz" Bu ne, sandalye; bu ne, kaşık; aa bu ne, böcek. Gibi. Ses tonunuz canlı ve çocuğun merakını davet eder şekilde olmalı.
2- Nerede? -Burada soru cevap ikilisini çocuğa öğretebilirsiniz. Baba nerdeeeee, diye sorup babayı bulup baba buradaaa diye bağırabilirsiniz. Nerde diye sormayı ve sizin nerede sorularınıza burada diye cevap vermeyi bu şekilde öğrenir.
3- Çocuğun cümle kurması için fiiller üzerinde çokça durmaya çalışın. Açtı, kapattı, yattı, kalktı, yedi, bitti, gitti, geldi, düştü, döndü, oynadı, uyudu, uyandı gibi basit fiilleri sürekli tekrar edin.
4- Eğer fiilleri söylüyor ise, cümle kurması için basit cümleler kurun. Ben geldim, baba gitti, kuş uçtu, araba durdu, çocuk koştu, kaşık düştü vb. Çocuklar konuşmayı en başta di"li geçmiş zamanla öğreniyorlar. Sadece özne ve yüklemden oluşan bu cümleleri çocuğun ilgi alanı olan konularda ve çocuğun aklında kalacak coşkulu bir tonlama ve genelde aynı melodi ile söyleyin. Ve çok tekrar edin, birlikte gördüğünüz her olayı çocuğa rapor edin.
5- Çocuk özne ve yüklemden oluşan cümleleri öğrenip kolayca tekrar etmeye başlarsa konuşmaya başlamış demektir. Bu cümlelere nesneleri de istediğiniz gibi ekleyebilirsiniz:

Ben eve geldim, baba işe gitti, kaşık yere düştü, biz çarşıya gittik vb.
6- Yaşadığınız olayları da üzerinden zaman geçse de tekrar edin. Oğlum biz bugün nereye gittik diye sorun, çocuk cevap vermeyecekse bile cevap verebileceği kadar bir süre bekleyin. Sonra siz söyleyin; "çarşıya gittik". "Çarşıda ne yaptık?" (Aynı şekilde cevap bekleyin) Sonra cevaplayın, "Oğluma pantolon aldık." Başka ne yaptık" (Aynı şekilde cevap bekleyin)  "Dondurma yedik" gibi.. Akşam eve gelen babaya misafire bir başkasına aynı şeyleri çocukla beraber tekrar edebilirsiniz: "Oğlum gel anlatalım babaya" "Biz bugün nereye gittik biliyor musun babası"" "Çarşıya""Çarşıda ne yaptık?""Başka ne yaptık"
7- Kendini ifade etmesi için yardımcı olmalısınız. Çocuğu herhangi bir şey için "gel, gel" diye yanınıza çağırdığınızda "hadi şimdi geldimmm de oğlum" diyebilirsiniz. "Buraya otur" dediğinizde çocuk oturunca; "oturdummm de hadi oturdummmm de oğlum" diyebilirsiniz. Çok tekrar gerekli.
8- Basit sorulara cevap vermesi için, - mi -mı ekli sorulara cevap vermeyi öğretebilirsiniz. Çocuğa sadece sorunuzun  fiil kısmını tekrar ederek cevaplayabileceği sorular sorun.

"bak kuş, gördün mü" "gördüm de oğlum, gördümmm de" deyin. Çocuğun vereceği cevap: Gördüm
"bu oyuncağı sevdin mi" Çocuğun vereceği cevap: Sevdim
"buraya tekrar gelelim mi"
"bugün parka gidelim mi"
 gibi

9- Yaşına uygun resimli kitaplar alıp oradaki nesneleri elinizle göstererek tekrar edin, resimdeki basit olayları tekrar edin.

Çocuğun geç konuşmasının en önemli nedeni uyaran azlığıdır. Yani çocuğun konuşmayı öğrenebileceği kadar kendisiyle konuşulmaması diyebiliriz. Uyaran azlığının da pek çok sebebi olabilir.  Kimi anne baba az konuşur. Benim eşim çok hızlı konuşur ne dediği anlaşılmaz, ben net konuşurum ama dilbilgisi olarak çok karışık konuşurum. Oğlumun geç konuşmasının bizim bu özelliklerimize bağlı olduğunu da düşünüyorum.

Sözün özü, çocukla net basit cümleler kurarak, çoşkuyla ve istekle sürekli konuşmak gerekir. Yukarıda aklıma gelen alıştırmaları da yazdım, zenginleştirmek mümkün. Kendi günlük gidişatınıza göre yaşayışınız ve olayları anlamlandırmanıza göre kendi alıştırmalarınızı keşf edin.

Ayrıca bu çocuk konuşamıyor, neden hala konuşmuyor gibi olumsuz değerlendirmeleri ne siz çocuğun yanında konuşun ne de başkasını konuşturun. Bunlar çocuğu kötü etkiler.

Allah yardımcınız olsun, zor bir dönem ve insana hiç bitmeyecekmiş gibi gelir. Ama emin olun geçecek zamanı gelince inşallah..


29 Ağustos 2013 Perşembe

En Zor ama En Zevkli Yolculuğum


Çok uzun zamandır oğlumla yaşadıklarımı yazıya dökemedim. Önümüzdeki günlerde 2013 yazının kısa bir hikayesini yazacağım inşallah.


Geçen haftasonu Kefken'den dönüş yolculuğumuzda her zaman ki gibi arabanın arka koltuğunda Mete'nin yanında oturdum. Bende çok yorgundum ve Mete'ye "Hadi sende uyu bende dinleneceğim" dedim. Fakat ısrarla Mete ağladı ve beni yanına çağırdı. Ben isteğinin ne olduğunu anlayıp bir an önce onu sakinleştirme çabası içinde Mete'ye yaklaştım ve ne istediğini sordum. Mete ısrarla beni en yakınına kadar çağırdı ve bana sarıldı. Sonuçta resimde gördüğünüz şekilde bana sarıldı ve uyku moduna geçti. Ben biraz doğrulmaya çalıştıkça bana daha sıkı sarıldı ve kesinlikle kalkmama izin vermedi. Mete derin bir uykuya dalıncaya kadar beni bırakmadı. İki büklüm, bel ağrılı, rahatsız bir pozisyonda ama oğlumun kalp atışlarını dinleyerek ve onun sıcaklığını hissederek zevkli bir yolculuk geçirdim. Oğlumun uyku arkadaşı peluş oyuncağı gibi oldum.

2 Ağustos 2013 Cuma

Oğlumla Baş Başa Bir Gece

Temmuzun son akşamı eşim işi nedeniyle şehir dışına çıktı. Ben ve Mete tüm gece baş başa kaldık bu sayede. Oruçlu olduğum ve Mete'nin bana hiç bir şey yememe izin vermediği için bir çözüm bulmam gerekiyordu. Meteyi oyalayacak ve benim o arada yemek yememi sağlayacak babamız yanımızda olmadığı için kendimce ince bir plan yaptım. İş yerinden çıkmadan önce iftar için pizza siparişi verdim. Bu sayede mutfağa bağlanmadan elimde pizza ile Mete evin neresini isterse oraya rahatlıkla dolaşarak karnımı doyura bilecektim. 

Eve gittiğimde kendimi tamamen Mete'ye bıraktım. Evde beni bekleyen tonlarca iş yokmuş gibi yaparak hepsini (aslında hep yaptığım gibi) görmezden geldim. İş dönüşlerimde beni bahçede beklediği için servisten iner inmez oyuna başladık. Yarım saat kadar parkta oyun oynadıktan sonra eve geldik. Evde odasına giderek oyuncakları ile bol bol oynadık. Oyun hamurundan tabak, kaşık ve ekmekler yaparak bana yemek yedirdi. Biraz top oynadık. İftar vaktine doğru cep telefonum eline geçti ve çok sevdiği kedi oyunları ile oynamaya başladı. 

Ezan okununca ben usulca mutfağa geçtim. Peşimden ağlayarak gelip koluma yapışmasını beklerken beklediğimin tam tersi gelişti olaylar. Çorbamı sorunsuz içtim. Pizzaya geçtiğimde Mete yanıma geldi. Hadi sende gel otur dedim ve yanımda sandalyeye oturdu ve beraber pizza yemeğe başladık. Gecenin geri kalanı da başı gibi oyun oynayarak, eğlenceli resimler çekerek ve sakin bir şekilde uyuyarak geçti. Sanırım oğlum büyüyor ve beraber daha çok ortak şey yapmaya başlayabiliyoruz.








21 Temmuz 2013 Pazar

Dağcı Mete

Mete henüz 26 aylık. Henüz konuşması gel, bak ve yok olmak uzere 3 kelimeden ibaret. Buna rağmen tek başına korkusuzca nerelere çıkıyor ve iniyor. .. Ben boş yere evde bir dağcı yetistiyorum demiyorum.





10 Temmuz 2013 Çarşamba

Kedinin Mete ile İmtihanı

Yazının başlığı yanlış olmuş, doğrusu "Mete'nin kedi ile imtahanı" olmalıydı diye düşünebilirsiniz. Fakat aşağıdaki videoyu izleyince başlığın doğru olduğunu göreceksiniz. 

Eşimin baba tarafı Karadeniz Ereğli'li. Hatta evlendikten sonra kütüğüm Ereğli oldu. Fakat ben şimdiye kadar Ereğli'yi hiç görmemiştim. 22 Haziran'da kuzenlerden birinin düğünü vardı. Bizde bu fırsatı kaçırmayalım dedik ve hem düğüne hemde diğer akrabaları ziyarete gittik. 

Tacettin amcamız ailecek hayvan severler. Müstakil bir ev imkanlarıda olunca benim gördüğüm 3 köpek ve 20 civarı kediye sahipler. Mete ise tam bir kedi delisi olarak bir cennete düştü. Eve girerken şaşkınlıkla etrafına baktı. Evde balkonda özel bakımda olan yavru kedileri sevdikten sonra anne kedi yanına geldi. Anne kedi yavrularını korumak için Mete'ye biraz miyavlasada sonra kendini sevdirmeye başladı. Fakat Mete aşağıda da izleyeceğiniz gibi kedilerin sevmedikleri şekilde sürekli başını severek, bastıra bastıra karnındaki tüyere cici cici yaparak kediyi canından bezdirdi. Bir süre sonra anne kedi, Mete'yi gördüğü yerde kaçmaya, Mete ise kedinin peşinden koşmaya başladı.