bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2014 Pazartesi

Anne Bebek Dergisi Şubat Sayısı

Oğlum Mete, Anne Bebek Dergisi'nin Şubat sayısın "Afacanlar" sayfasında gülen yüzüyle yer alıyor.





10 Ocak 2013 Perşembe

Televizyonu yalnız izlemesine izin vermeyin


Evde birlikte yemek yendiği gibi televizyonun da birlikte izlenmesi gerektiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Zafer Atasoy, çocukların mümkün olduğunca tek başına televizyon karşısında bırakılmamaları konusunda aileleri uyarıyor.

Televizyon yaygın bir iletişim aracı. Tüm aile fertlerine olduğu gibi çocuklara da hitap ediyor. Eğlendirip, bilgilendiriyor ama olumsuz etkileri de var. Zaman zaman korku ve endişeye neden olabiliyor veya aile ilişkilerini olumsuz etkileyebiliyor.

Okul öncesi çocuklar televizyona daha fazla düşkün oluyor. Bunun nedeni ise, hem sesin gelmesi  hem de hızlı ve canlı görüntülerin geçmesi. Her ne kadar bu durum onları çok mutlu etse de Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Zafer Atasoy, aileleri uyarıyor: “Çocukların televizyonun önünde tek başına bırakılması, onları olumsuz etkiliyor.”

Televizyonu da paylaşın 
Anne-baba izlerken çocuğu televizyon izlemekten alıkoymanın mümkün olmayacağını söyleyen Dr. Zafer Atasoy, ancak önemli olanın paylaşma ortamı olduğunun altını çiziyor. “Evde birlikte yemek yenmesi ne kadar önemliyse televizyonun da birlikte izlenmesi ve paylaşılması gerekiyor” diyen Dr. Atasoy, zararlı içeriklerin önüne ancak bu şekilde geçilebileceğini vurguluyor.


Ailerin yorumlaması gerekiyor
Dr. Atasoy, “Anne babanın ekranda çıkan her şeyi, aile düzenine ve çocuğun yararına göre yorumlaması gerekir. Çünkü çocuklar televizyon karşısında savunmasızlar; bazı şeyleri anlamakta algılamakta ve yerli yerine oturtmakta zorlanabilirler. Televizyon karşısında büyüyen çocuk başkalarının doğrularıyla büyür. Bu da çocuğu kaybetmeye kadar varabilir” uyarısında bulunuyor.

TV'yi anne-baba ile izleyen çocuk daha az korkar

Özellikle 5-6 yaş döneminde televizyon izleme ortamının çok önemli olduğunu belirten Dr. Atasoy, “Televizyonda ürperten bir şey gördüğünde çocuğun yanında anne ya da babası varsa çocuk daha az korkar. Ebeveynin olayı yorumlamasıyla durumu daha iyi anlar. Anne-babaların süzgeç görevi görmesi ve onun ne olduğunu tekrar anlatması gerekir ki,  olumsuz etkileşimlere girmesin. Bu durumun en iyi tarafı çocuklarla ebeveyn arasında ortak bir dil yakalanmasıdır. Bu da son derece anlamlıdır” diyor.

Televizyon aile ilişkilerini güçlendirmeli

Evde birden fazla televizyon olmasının da sakınca yaratabileceğinin altını çizen  Dr. Atasoy,  herkesin kendi odasında televizyon izlemesinin aile bütünlüğünü bozacağını dile getiriyor:

“Televizyonun parçalayıcı değil, aile ilişkilerini kuvvetlendiren bir araç olması gerekir. Eğer ki evde bir tane televizyon varsa; haber, maç, çizgi film, dizi gibi herkesin zevkine ve ihtiyacına uygun her şey izlenebilmeli.”

Kaynak: http://www.bebek.com/makale/televizyonu_yalniz_izlemesine_izin_vermeyin

30 Kasım 2012 Cuma

Kendi Oyuncağımızı Kendimiz Yapalım

Mete henüz 1,5 yaşında ve daha resim yapma, kesme, yapıştırma gibi becerilere sahip değil. o yüzden biz oyuncakları ve evde aklınıza gelebilecek her türlü eşyayı (tencere, bardak, tarak, kemer v.b.) birleştirerek doğaçlama oyunlar oynuyoruz. Ben şimdiden Mete ile ileride ne tür oyunlar oynayabiliriz, Mete'nin hem el becerisini hem hayal gücünü geliştirecek ne tür şeyler yapabiliriz diye ufak ufak araştırmaya başladım. Aşağıda her evde kolayca bulabileceğiniz malzemeleri kullanarak çocuğunuzla birlikte yapabileceğiniz oyuncakların/oyunların resimleri paylaşıyorum. Şimdiden iyi eğlenceler.


Uzun, düz bir kağıdı kullanarak
oyuncak arabaları yarıştırmak için
güzel bir parkur oluşturabilirsiniz.

Beyaz veya siyah yapışkanı az olan 

elektrik bantlarını kullanarak evin her
yerini oyuncak arabalar için parkurlar oluşturabilirsiniz.

Poşet çay kutularını çöpe atmak
yerine renkli kağıtlarla yada
bantlarla kaplayarak ve biraz
 kesip şekillendirerek çocuğunuzla 

beraber uzun bir tren yapabilirsiniz.
Bir yumak ip ile evinizin uygun bir yerinde 
çocuğunuz için eğlenceli bir  oyun alanı 
yaratabilirsiniz. Ayrıca bu oyun ile çocuğunuz fark ermeden spor yapar ve kasları gelişir.

Basit bir kese kağıdı ile biraz renkli  
kağıt ile şirin bir oyuncak yapabilirsiniz.

Bebekler masa altı gibi sınırlı ve kapalı alanlara 
girmeyi çok severler. Bebeğiniz için basit bir karton 
kutudan şirin bir oyun alanı yapabilirsiniz.
Biten tuvalet kağıtlarının rulolarını yukarıdaki gibi 
şekillendirip sulu boya ile renklendirdikten sonra 
iki göz, iki kanat ve bir burun ekleyerek sevimli 
baykuşlar evinizi süsleyebilir.
Biten şampuan kutularını renkli bantlarla  
kaplayıp, pet şişe kapakları ile motor ve 
kartondan kanatlar yaparak rengarenk 
uçaklar yapabilirsiniz.

Evde bulabileceğiniz çeşitli renk ve 
büyüklüklerdeki düğmeler ile sevimli ve 
zararsız bir tırtıl evinizde gezinebilir.
Tuvalet kağıdı rulolarını uygun boyutlarda keserek 
ve isterseniz renklendirerek çocuğunuz için çeşit çeşit 
saatler yapabilirsiniz.

Boş pet şişeleri kullanarak çocuğunuzun 
bebekleri için güzel bir tekne yapabilirsiniz.
Basit bir mandal ve doldurma çubuklarını kullanarak 
harika bir uçak yapabilirsiniz.

Yumurta kartonu ve sulu boya ile kırkayak veya tırtıl yapılabilir.

12 Kasım 2012 Pazartesi

Çocuğunuzla Kaliteli Vakit Geçirme Nasıl Olur?

Bugüne kadar okuduğum tüm cocuk gelişimi, cocuk eğitimi v.b. ile ilgili yazılarda, çocukla beraber geçirilen zamanın uzunluğu değil kalitesinin önemli olduğu yazıyordu. Aklıma hep "Zamanın kalitesi tam olarak nedir?", "Kaliteli zaman geçirmek için neler yapmalıyım?" gibi sorular gelirdi. Sabiha Paktuna Keskin'in bir kitabında annelerden gelen mektuplarda "Kaliteli zamanın ne olduğu ve zaman kısıtlıda olsa nasıl kaliteli geçirileceği" konusu çok güzel bir şekilde özetleniyordu.

Bir anne, işten eve geldiğinde bir taraftan yemek yapmaya diğer taraftan cocuğu ile ilgilenmeye çalıştığını, yemek faslı bitsede bu sefer diğer ev işlerinden dolayı çocuğuyla yeteri kadar vakit geçiremediğini anlatarak gece yatağına yorgun ve cocuğuyla yeteri kadar ilgilenmediği için suçluluk duygusuyla yatmaktan şikayet ediyordu.

Diğer bir anne ise kızı ile birlikte kumaştan bir bebek yapmaya karar verdiklerini; aksam yemek sofrasını kızı ile birlikte hazırlayıp ailece yemek yedikten sonra kızının yatma saati gelinceye kadar kalan yaklaşık yarım saatlik sürede beraber bez bebeği dikmeye başladıklarını, bebeğin nasıl olacağı konusunda tüm konuları kızına seçenekler sunarak son kararı kızının vermesini sağlayarak 1-2 ayda bebeği tamamladıklarını belirterek kızının bebeklerle oynayacak yaşı geçmesine rağmen bebeğini bas ucundan ayırmadığını anlatıyor.

Bu örneklerden sonra bende Mete ile geçirdiğimiz zamanın daha kaliteli olması icin aksam yemeklerimizden sonra Mete'nin yatma vakti gelinceye kadar halının üzerinde Mete ile oturarak onunla oyun oynuyorum. Ayrıca şunuda gözlemledim ki cocuğa oyuncak alıp önüne tüm oyuncakları yığmak doğru değil. Aldığınız oyuncağı çocuğunuzla beraber sizde oynamalısınız. Oyuncağın nasıl kullanılacağını ve hiç düşünmediğiniz bir sürü beceriyi sizi gözlemleyerek, bence ışık hızından daha hızlı bir şekilde öğreniyorlar.

Mete, çok hararetli ve yerinde duramayan bir bebek. Bundan dolayı sabit bir yerde oturularak oynanan oyunlara ilgisi çok kısa. Ayrıca henüz çok küçük (18 aylık) olduğu için henüz kesilip birleştirilen, boyanan oyuncaklarla oynayamıyoruz ama ben şimdiden ileride Mete ile beraber neler yapabileceğimiz konusunda araştırma yapıyorum. İlerleyen yazılarımda her evde bulunabilecek malzemerle, çocuğunuzla beraber yapabileceğiniz basit oyuncak örneklerini sizinle paylaşacağım.

2 Ekim 2012 Salı

Bebeğin Su İhtiyacı


Su her insan ve her canlı için gerekli bir maddedir. Bu durum aynı zamanda ve hatta öncelikle, bebekler için geçerlidir.
Yeni doğan bir bebeğin vücunda su oranı %75’dir. Ortalama 3000 gr doğan bir bebeğin vücundaki suyun ağırlığı 2250 gr’dır. Her yeni doğan bebek hayatının ilk günlerinde vücudundaki suyun bir kısmını kaybeder. Bu 7-10 gün içinde gerçekleşir ve bebek vücut ağırlığının %10 kadarını kaybedebilir. Bu nedenledir ki bebekler doğum yapılan hastaneden taburcu olup evlerine giderken doğum ağırlıklarından daha az vücut ağırlığı ile giderler. Daha sonraki günlerde kilo almaya başlarlar ve 15. günde doğum ağırlıklarına ulaşmaları beklenir.

Bebeğin vücudunun çok önemli bileşeni olan su, sekiz günlük döngüler halinde değişir. Yeni doğan bebeklerin çok az miktarlardaki su eksikliğine bile çok duyarlı olmalarına şaşırmamak gerekir. Bebekler deri altı yağ dokuları az olduğu için yetişkinlerden çok daha kolay ve hızlı su kaybederler. Bu durum sağlıkları için oldukça zararlıdır. Bu nedenle bebekler ve çocuklar kaybedilen suyu 6 aydan küçük bebekler anne sütü, 6 aydan büyük bebekler ve çocuklar ise sıvı özellikteki diğer besinler ve su ile gün içinde almalı, ihtiyaçlarını karşılamalıdırlar.

Bebeğinizi İzleyin

6 aydan büyük bebeklerin ve çocukların doğal koşullarda günlük su ihtiyaçlarını karşılamaları, bunun için yeterli miktarda su içmeleri çok önemlidir. Bu durumun sağlanması için çocukta susuzluk belirtileri gelişip gelişmediği takip edilmemelidir. Susuzluk belirtilerinin gelişmesi hiç istenmeyen bir durum, tıbbi bir sorundur. Kaybedilen suyun karşılanamaması diğer bir ifade ile vücutta susuzluk ortaya çıkması aşama aşama gelişir. Bu duruma dehidratasyon (vücudun susuz kalması-susuzluk) adı verilir. İlk aşamasında belirtiler belirgin değildir.

Çok kolay gözden kaçar. Anne-babanın çok dikkatli ve bilgili olması gerekir. En önemli bulgu bebeğin idrar miktarının azalmasıdır. Doğal olarak altına bez bağlanan bebekte bunun izlenmesi öncelikle dikkatli olmayı gerektirir. Anne bebeğinin bezini eskisi kadar sık değiştirip değiştirmediğini gözlemlemeli, bezin çok ya da az ıslanıp ıslanmadığını takip etmelidir. İdrar rengindeki koyulaşma da önemli bir bulgudur. Vücutta susuzluğa ait belirgin ve aşikar belirtiler orta ve ağır derecede susuzluk geliştiği zaman ortaya çıkar. Ancak susuzluğun ortaya çıkardığı riskler de artar. Ağır dehidratasyon hayatı tehlike riski taşır ve hayatı tehlike belirtisidir. Gelişmesine izin verilmemelidir.

Başlangıç aşamasında yani susuzluk hafifçe gelişmeye başladığında ilk belirtiler arasında bebeğin davranışlarındaki farklılıklar yer alır. Bebek huzursuzdur, mızmızdır ve hırçınlıklar gösterir. Susuzluk hissi artmıştır. Su verilirse eğer çok istekle alır. Susuzluk ilerledikçe bebeğin ağladığı halde gözyaşı dökmediği dikkati çeker. Göz küreleri hafifçe içe çöker. Bıngıldağı açık bebeklerde bıngıldak da içe çökebilir. Karın derisi iki parmak arasında sıkıca tutulup bırakıldığında deri elastikiyetinin azaldığı, derinin gevşediği dikkati çeker.

Susuzluk arttıkça bu belirtiler daha belirginleşir. Bebek neşesini kaybeder. Hareketliliği azalır. Çevreye olan ilgisi ve tepkileri azalır. Solunumu hızlanabilir. Göz kürelerindeki ve bıngıldağındaki çöküklük daha çok belirginleşir. Dili ve dudakları kurudur. İdrar miktarı ise çok çok azalmıştır. Çocukta bu aşamada şuur bulanıklığı ve uyku halinde gelişebilir.

Bebek ve küçük çocuklarda susuzluk (dehidratasyon) acil tedavi gerektiren ve hayatı çok önemli ölçüde tehdit eden bir durumdur. Bebeğin hemen hastaneye kaldırılması ve acil olarak tedavi edilmesi gerekir. Acil tedavi yaklaşımı da çocuğa damardan uygun nitelikte sıvı verilmesi da dahil olmak üzere özel yöntemlerdir.

Hastalıklardan Koruma, Daima Tedaviden Daha İyidir!

Doğal olarak hastalıklardan koruma/korunma hasta olduktan sonra gerçekleştirilecek tedaviden daima daha iyidir. Hekimliğin de önemli bir yaklaşımı ve felsefesidir. Esas olan hastalıkların tedavisi değil, hastalıkların önlenmesidir. Bu nedenle anne-baba olarak bu konuda yapabileceğiniz en önemli şey, bebeğinizde susuzluk ortaya çıkmasına engel olmak diğer bir ifadeyle çocuğu susuz bırakmamaktır.

Bebeğin/çocuğun günlük su tüketimi daima ihtiyacını karşılayacak düzeyde olmalıdır.
İlk 6 ayda bebeğinizi emziriyorsanız, sıcak havalarda dahi sık emzirmenin yeterli olacağını biliniz... Endişe etmenize gerek yoktur. Anne sütünün su içeriği her koşulda bebeğinizin su ihtiyacını karşılar.

Ama eğer bebeğinizi anne sütü yerine biberon maması ile besliyorsanız, mamanın uygun sulandırılması çok önemlidir. Yoğun mama hazırlandığı durumda bebekte susuzluk daha kolay gelişir. Bebeğinize ek besinler başlandığında da yarı katı ve katı beslenmeye geçtiğinizde de yemekten bir süre sonra su vermeyi unutmayınız. Bebeğe su teklif etmeniz yeterlidir. Bebek susuzluğu oranında ihtiyacını karşılayacak kadar su içecektir. Bundan emin olunuz.

Bebeğinizin sıvı ihtiyacını kilosu başına 100 cc olarak düşünebilirsiniz. Bu size kolay bir yaklaşım sağlar. Ancak sıvı ihtiyacının arttığı bazı durumlarda yeterli olmayabilir. Bebek ishal olduğunda sıvı ihtiyacı artar. Kusma da çocuğun su ihtiyacını arttırır. Ayrıca sıcak havada deri yoluyla kaybedilen su arttığı için doğal olarak su ihtiyacı da artar. Benzer şekilde bebeğin ateşi yükseldiğinde de dikkatli olmak gerekir. Sıvı kaybının arttığı her durumda su ihtiyacı da artar. Hatta sıvı kaybı çocuğun ateşinin de yükselmesine neden olur.

Bebek ve çocukların su ihtiyacının yetişkinlere göre daha fazla olduğunu unutmayın. Eğer aynı formül yetişkinlere uygulanacak olursa 70 kg ağırlıktaki bir yetişkinin günde 7-10 litre su içmesi gerekir... Bu da bir bebeğin sıvı almasının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Özellikle de sizi susadığından haberdar edemediğini, susadığını ifade edemediğini unutmayın...

* Kaynak adı: Nelson Textbook of Pediatrics
Yazarlar: Robert Kliegman / Richard E. Behrman / Hal B. Jenson

23 Ağustos 2012 Perşembe

Baba Olmak İçin Geç Kalmayın


İzlandalı bilim insanlarından erkekleri ilgilendiren önemli keşif...

İzlandalı bilim insanları, erkeklere, erkeklerin yaşının ilerledikçe çocuğa aktarılan mutasyonlu gen sayısının giderek arttığını açıkladı. Araştırmaya göre, çocuklardaki gen mutasyonları, anneden değil babadan geçiyor.

Daha önceki bilimsel araştırmalar, geç yaşta anne olan kadınların çocuklarının Down sendromu, şizofreni ve benzeri hastalıkları taşıma riskinin daha fazla olduğunu ortaya koyuyordu.

Nature Dergisi’nde yayınlanan araştırmada, genlerdeki bu tür bozuklukların kadının yumurtalarıyla değil erkeğin spermleriyle iletildiği ortaya çıktı. Araştırmaya göre, erkeğin yaşı ilerledikçe spermlerle aktarılan bozuk gen sayısı, 20 yaşından itibaren her yıl giderek artıyor ve baba, çocuğuna anneye oranla daha fazla sayıda mutasyonlu gen aktarıyor.

Bu nedenle uzmanlar, erkeklerin çocuk sahibi olma isteğini ertelememesi gerektiğini açıkladı. Doktorlar ise mutasyonlu genlerin büyük kısmının zararsız olduğu kanısında.

19 Haziran 2012 Salı

Mete Çamaşır Makinasını Keşfediyor


Mete inanılmaz haraketli bir bebek oldu. Oyuncakları ile oynamaktan pek hoşlanmıyor. Oyuncakları yerine özellikle ona yasakladığımız yerlere gidip karıştırarak dünyayı keşfetmekten hoşlanıyor. 

Banyoda ben saçımı kuruturken Mete'nin gözümün önünde durması için eline bir tarak verdim ve yürütecine koydum. Elindeki tarağı klozetin içine atarken son anda yakaldığımdan beri banyoya girmesine pek izin vermiyorum. Fakat Mete her hırsatta soluğu banyoda alıp özellikle çamaşır makinesini kurcalamaya başladı.

Aşağıdaki videoda Mete'nin kıyafetlerini yıkamak için çamaşır makinasının içine attım. Ama Mete sanırım makinayı fazla dolu buldu yada renklilerle beyazları ayırmak lazım diye düşündü ki kendine göre bir düzenleme yaptı.  




Çamaşırlar yıkandıktan sonra çamaşır sepetini makinanın yanına koydum ve Mete'yi çağırdım. Çamaşırların tümünü Mete makinadan çıkardı ve sepetin içine kordu. Aslında aceleniz yoksa ve yeteri kadar sabırlı davranabilirseniz ev işlerini oyun haline dönüştürerek bebeğinizle birlikte güzel vakit geçirmek mümkün oluyor. 


8 Haziran 2012 Cuma

Hamileler için fotoraf örnekleri

Yaz aylarının gelmesi ile birlikte arkadaşlarımdan hamilelik haberleri almaya başladım. Aramıza yeni sevimli miniklerin geleceğini öğrenmek beni mutlu ediyor. Açıkcası bu haberlere anne olduktan sonra daha çok seviniyorum. Çünkü annelik çok güzel bir duygu ve benim gibi arkadaşlarımında bu duyguyu yaşayacağını öğrenmek, herşeyden daha çok sevecekleri meleklerini kucaklarına alacaklarını bilmek çok mutluluk verici.

Hamilelik ise çok hızlı ve yoğun duygular içinde geçen bir dönem. Anne adayı kendini unutuyor ve herşeyi doğacak bebeğini düşenerek yapıyor. Bebeğin sağlıklı bir şekilde gelişmesi ve doğması için ne yemeliyim, ne yapmalıyım diye düşünürken bir bakmışsınız o büyük an gelmiş ve bebeğiniz kucağınızda.

Benim hamilelik dönemimde çok hızlı bir şekilde geçti ve Mete'yi kucağıma sağlıklı bir şekilde aldım. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda o dönemimi ilerde hatırlatacak pek resmimim olmadığını fark ediyorum. Eminim anne olan bir çok kişi şu an benimle aynı düşünceleri paylaşıyor. O yüzden aşağıda sizlere ilham vermesini amaçladığım bir kaç hamilelik resmi yayınlıyorum. Bu arada sizinde bu tür güzel resimleriniz varsa ve bana gönderirseniz burada diğerlerine ilham vermesi açısından yayınlamak isterim.
















5 Haziran 2012 Salı

Hangi yaşta ne kadar uyku gerekiyor?

Çevremdeki anne olan arkadaşlarla toplandığımızda sohbetlerimiz hep çocuklarımızın/bebeklerimizin üzerine oluyor. Bu sohbetlerimizin konusu ya "Seninki gece kaç defa uyanıyor?", "Sabahları erken mi uyanıyor?", "Gündüz uykuları nasıl?" oluyor yada "Yemek yemesi nasıl?", " Yemek seçiyor mu?" v.b. oluyor. 

Annelerin bebeklerini büyütürken en çok üzerinde durdukları konular beslenmeleri ve uykuları. Peki bebekler günde kaç kez ve ne kadar uyumalılar? Gece kaçta yatmalılar? Gece uykuları ne kadar sürmeli? Tüm anneler gibi benimde aklıma takılan bu sorulara bir cevap olabileceğini düşündüğüm aşağıdaki yazıyı sizinle paylaşmak isterim.



"Her çocuğun farklı olduğunu unutmayın, bazıları diğerlerinden daha az, bazıları daha fazla uykuya gereksinim duyar; ancak arada çok da büyük farklar olmamalıdır” diyen Uyku Danışmanı ve Koçu Seride Samurkaş Karaç, çocukların uyku düzeninin nasıl olması gerektiği konusunda önemli bilgiler verdi.

Farklı yaşlardaki çocukların ortalama olarak ne kadar uykuya gereksinim duyduğuna dair genel bilgileri yanda bulabilirsiniz.

Birçok çocuğun çok uykuya gereksinimi olduğunu unutmayın. Ebeveynler, çocukları saat 23.00’te uykuya yatmayı reddediyor diye, “uykuyla arasının olmadığını” düşünürler. Aslında çocukları uyku eksikliğine bağlı aşırı yorgunluk çekiyor olabilir.


Kendinize şu soruları sorun:
- Her otomobile bindiğinde hemen uykuya dalıyor mu?
- Hemen hemen her sabah onu ben mi uyandırmak zorunda kalıyorum?
-Gün boyunca aksi, asabi ve aşırı yorgun görünüyor mu?
-Bazı akşamlar, normal yatma saatinden önce uykuya dalıyor mu?
-Sık sık sabah 06.00’da uyanıp mı güne başlıyor?
Bu sorulardan herhangi birisine “Evet” yanıtını verdiyseniz, çocuğunuz uykusunu yeterince almıyor olabilir.
Çocuğunuzun kaç saat uyuduğundan fazla, davranışlarına dikkat etmeniz daha önemlidir. Dr. Weissbluth “Genelde, çocuklar ne kadar uzun gece uykusu uyurlarsa, gündüz boyunca davranışları daha iyi olur” diyor. Bu çok doğrudur.

Çocukların uyku saatinin ve kalitesinin doğru olması neleri etkiler?
-Odaklanma süresini,
-Uyumluluğunu,
-Asabiyetini,
-Kendi başına oyun oynamasını,
-Çevrede olan biteni bütünüyle farkına varıp, öğrenmesini etkileyecektir.

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Çocuklarla İlgili 8 Yanlış


Geçmişten günümüze kulaktan kulağa aktarılan birçok bilgi, çevrenin yönlendirmeleri veya günümüzün bilgi kirliliği, çocuk yetiştirirken annelerin doğru bilgiye ulaşmalarını kimi zaman engelleyebiliyor.

Peki doğru bildiğimiz bu yanlışlar hangileri? Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, çocuk sağlığıyla ilgili annelerin en sık karşılaştıkları doğru bilinen yanlışları anlatıyor:

1-Bebek fazla kucağa alınmaz, alınırsa kucağa alışır! Yenidoğan bebeğinizi emzirmek, altını değiştirmek, sevmek, okşamak, konuşmak için kucağınıza almalısınız. Anne ile bebek arasında kurulacak sevgi ve güven bağı için bu çok önemlidir. İstekleri karşılanan, sevgi ve güven hisseden bebeğinizi daha ileri dönemlerde uyku, beslenme gibi durumlar için belirli bir düzene alıştırmak daha kolay sağlanır. Özellikle ilk üç ay bebeğinizi sık sık kucağınıza alın.

2-Şişman çocuk sağlıklıdır! Şişmanlık sağlık değil, sağlıksızlık göstergesidir. Hem çocukluk çağı hem de erişkin dönem için hipertansiyon, damar sertliği, şeker hastalığı, ortopedik bozukluklar, pişik, solunum yolu enfeksiyonları, psikolojik bozukluklar gibi birçok hastalıkla ilişkisi saptanmıştır. Dengeli beslenenen çocuk zayıf da olsa sağlıklıdır.

3-Dondurma hasta eder! Dondurma gibi serinletici yiyecekler sağlık kurallarına uygun olarak hazırlandıktan sonra, üretim ve son kullanma tarihlerine dikkat edilerek tüketilmelidir. Dondurma yemeklerden sonra verilmelidir. Böylece hem çocuğun iştahının kapanmasına neden olmaz hem de boş midede soğuk besinin yol açabileceği karın ağrıları görülmez. Yavaş yavaş ve yalayarak yenilir ve beraberinde su içilir ise boğaz ağrısı veya tahrişine yol açmaz.

4-Çocuğu üşütmemek için kalın giydirmek gerekir! Çocukları üşüteceği endişesi ile kalın giydirmek, sarıp sarmalamak terlemelerine ve hastalanmalarına yol açar.

5-Banyo yaparsa üşütür! Çocuklar banyo yapmaktan hasta olmaz. Hasta çocuk bile banyo yaptığında tıkalı burnu açılır; vücudundan ter ve toksinler atılır. Sadece hastalık dönemlerinde uzun banyo yapılmamalıdır.

6-İştah açıcı şurup işe yarar! Vitamin şuruplarının iştah açtığı hazırlayıcı firmalar tarafından sıklıkla vurgulanmaktadır. İyi beslenmeme nedeniyle bazı çocuklarda yeterli büyüme sağlanamıyor ise, hekim önerisi ve kontrolü ile bazı vitamin ilaçlarını kullanmak gerekebilir. Allerji ilaçları ve hormonlu ilaçlar yan etki olarak iştah artışı yaparlar. Bu nedenle çocuklarda uzun süreli bu ilaçları kullanılmaları önerilmemektedir.

7-Soğuk algınlığı mı? Üşütme mi? Soğuk algınlığı (Nezle) toplumda en sık görülen üst solunum yolu enfeksiyonu hastalığıdır. Sıklıkla hava değişim dönemlerinde görülen bu hastalığa neden olan 100’den fazla virüs vardır. Hasta kişilerin hapşırıp–öksürmesi ile havaya karışan mikroplar, sağlam kişilere burun, ağız ve göz aracılığı ile bulaşır. Yuva, kreş, okul çocuklarında salya, sümük ile temas etmiş eller, oyuncaklar, yüzeylere dokunma yolu ile de bulaşma olur. Açık havada, rüzgarda kalıp üşütmek ile ilgisi yoktur.

8-Midesini üşüttü diye kusuyor! Mide ve barsak hastalıkları virüs ya da bakterilerle oluşur. Soğukta kalma sonucu oluşmaz. Karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal, gaz çıkarma gibi belirtilerle seyreder.

18 Mayıs 2012 Cuma

İlk Yaş Günümüz ve İlk Anneler Günümüz



"Göz açıp kapayıncaya kadar geçti" derler. Bizimde Mete'nin doğumu ile başlayan yeni yaşamımızın ilk yılı göz açıp kapayıncaya kadar geçti gitti. Artık Mete 1 yaşında dünyalar tatlısı bir bebek. 

Özel günleri özellikle doğum günlerini kutlamaya özen gösteririm. (Bazen kaçırabiliyorum ama sonrasında telafi etmeye çalışıyorum.) Bu sefer söz konusu oğlumun doğum günü olunca bende ayrı bir heyecan başladı ve bir ay öncesinden doğum günü organizasyonuna başladım. Kimler neler yapmış, nerede kutlayabiliriz gibi konularda yeni fikirler edinmek için internette araştırmalar yaparak organizasyon çalışmalarıma başladım. 

Heyecan ve koşturma içinde geçen ay boyunca davetli listesi, davetiye, menü, Mete'nin kıyafetleri vb. hazırladım. Ayrıca doğum gününü evde yapmaya karar verdiğimiz için evi süslemede kullanacağım malzemeleri almak için bir iki kere öğle arasında alelacele Eminönü gittim. Tabi bu hazırlıkların en önemlisi oğlumun ilk yaş günü pastasını kendim yapacağım için pastayı nasıl süsleyeceğime karar vermek oldu. 


Davetiyemiz
İlk yaş günü partimizin konsepti olarak Winnie the Pooh ve bir bebeğin dünyasına yakışan şekilde rengarenk, süslü bir ortam olarak belirledim. Doğum günümüz anneler gününe denk geldiğinden dolayı dışarıda bir yerde yer ayarlamak zor olacağı için evimizde kutlamaya karar verdik. Davetli listemdeki herkesi arayarak ve mail adresi olanlara davetiye göndererek Mete adına davet ettim.  

Çarşamba akşamından pasta hazırlıklarına başlayarak, pastanın üzerine süs olarak koyacağım şeker hamurundan Winnie the Pooh karakterini hazırladım. Hazırlıklar için yardıma gelen annem ile birlikte menümüzde yer alan diğer tuzlu ve tatlı çeşitlerini zaman azaldıkça artan stres ile hazırladık. Pon-pon pastayı (mozaik pastanın küçük toplar olarak hazırlanıp hindistan cevizine batırılmış hali) servis ederken kullanacağım kürdanları süslemek için hazırladığım flamaları bir gece dizi seyrederken annem ile birlikte tamamladık. Heyecanımın tavan yaptığı Cumartesi gecesi ilk olarak oğlum için özel olarak hazırladığım pastamın süslemesini tamamlayarak, yine kendi ellerim ile hazırladığım kurabiyelerimin süslemesini bitirdim. (Bu noktada anneme ve Özlem'e teşekkürü bir borç bilirim.) Pazar günü son olarak evimizin süslemesini yaparak ve sıcak yiyeceklerimizi pişirerek misafirlerimizi beklemeye başladık.

Televizyon ünitemizi balonlar ve zincir süsler ile renklendirdik.
Aynalarımızı Mete'nin resimlerinin çerçevesi olarak kullandık.

Sahte uçan balonlarımız ile tavanımzı süsledik

Salon kapımızda balonlarla renklendi.


Oğlum için ellerimle yaptığım pasta


Pon-pon pastalar için özel olarak hazırladığım flamalı kürdanlar
Oğluma özel hazırladığım kurabiyeler
Anneanne elinden cup kekler
Annemin hazırladığı tuzlularımız
Masamızın son hali
Çekirdek aile olarak mutluluğumuz

Büyük ailemizle birlikte mutluluğumuz
Sakaryalı kartallar
Sponsor: F. Papin

Mete, henüz doğum günü olduğundan, yaşına girdiğinden pek bir şey anlamıyor ama o gün sevdiği insanları çevresinde görmekten çok mutlu oldu. 

İlk doğum günümüzde ve anne olarak kutladığım ilk anneler günümde partimize gelerek, mesaj atarak, telefonla arayarak bizi yalnız bırakmayan dostlara çok teşekkür ederiz. Hepinizi çok seviyoruz.